Yazılım yaparken karşılaşılan hataların çözümü ve örnek kod paylaşımları ile ilgili blogu takip edebilirsiniz:
yabancı diziler
28 Ekim 2016 Cuma
12 Mayıs 2016 Perşembe
Flinkter.com
Flinkter.com endüstriyel tasarımlar, ev içi dizaynlar, mimari tasarımlar, dövme tasarımları, araba konsept tasarımları vb. gibi tasarım konusunda birden çok kategoride resimler paylaşan bir tasarım içerikli web sitedir.
17 Temmuz 2012 Salı
Golgeler Dark Shadows
1752 yılında küçük oğlu Barnabas ile birlikte Joshua ve Naomi Collins çifti yeni bir hayata başlamak için Liverpooldan Amerika'ya taşınırlar. Ama koca bir okyanus bile aileyi rahatsız aden gizemli kabustan kaçmak için yeterli değildir. Şehirde 20 yıl geçirir.Ama köklü playboy Angelique Bouchard un kalbini kırmışlardır. Angelique Bouchard barnabası vampire çevirip mezara hapsetmiştir. İki yüzyıl sonra Barnabas mezarından yanlışlıkla serbest kalmışıtr.Ve gelişmiş 1972 dünyasında tekrardan dirilir.
http://geldegeyikyapma.com/post/2012/06/12/Karanl%C4%B1k-Golgeler-Dark-Shadows.aspx
20 Kasım 2011 Pazar
Big Bang Theory
How i met your mother'dan sonra en sevdiğim komedi dizisi.Özellikle sheldon karakterinin konuşmaları ve davranışları bizleri gülmekten kırıp geçiriyor.İzelemkten zevk alacağınız dizilerden birisi.En sevdiğim komedi dizileri arasından 2. sırada. Konusu:The Big Bang Theory (kısaca TBBT), 24 Eylül 2007'de CBS ekranlarında gösterilen, Chuck Lorre ve Bill Prady tarafından yaratılan Amerikan durum komedisi. Dizi, kuantum fiziğine kafa yoran üstün zekalı iki arkadaş ve karşı dairelerinde garson olarak çalışan sarışın komşuları arasındaki olayları konu almaktadır. Dizinin prodüksiyonu Warner Bros. Television ve Chuck Lorre Productions tarafından gerçekleştiridi.
How I Met Your Mother
Gerçekten çok güzel bir komedi dizisi olduğunu söyleyebilirim.Hatta izlediklerim arasından en iyisi.Bu dizide tabi ki Barney karakternin büyük bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.
Konusu:“How I Met Your Mother”, Ted’e ve onun eşine nasıl âşık olduğuna ilişkin bir komedi. Ted bu aşkın hikâyesini gelecekte, çocuklarına anlatıyor.
27 yaşındaki Manhattan’lı mimar Ted, arkadaş grubuyla kendine küçük bir dünya yaratmış bir genç. Grupları dört kişiden oluşuyor: En iyi arkadaşı, hukuk öğrencisi Marshall (Jason Segel), dokuz yıldır birlikte olduğu anaokulu öğretmeni sevgilisi Lily (Buffy the Vampire Slayer’ın Willow’u Alyson Hannigan) ve kendine özgü fikirleri olan, takım elbise giymekten şaşmayan, kızlarla tanışmak için sağlam bir yöntem geliştirmiş Barney Stenson (Neil Patrick Harris). Onun kalıcı ilişki kurmak gibi kaygıları yok. Tersine, renkten renge koşuyor. Bizim onunla tanıştığımız sıralarda Lübnanlı kızları beğeniyor, bir önceki favorisi yarı Asyalı kızlarmış. Günler böylece akıp giderken, Marshall, anaokulu öğretmeni Lily ile evlenmeye karar verdiğini açıklayınca Ted (Josh Radnor) paniğe kapılıyor. Romantik Ted’in bekâr kalmaya hiç niyeti yok ve eğer gerçek aşkı bulmaya niyeti varsa, onun da harekete geçmesi gerek. Derken Robin Trubotsky (Cobie Smulders) ile tanışıyor ve ilk bakışta âşık olduğunu düşünüyor. Acaba sahiden öyle mi?
Aslında biz diziye, gelecekte, 2030 yılında başlıyoruz. Olgunlaşmış, durulup oturmuş Ted Mosby, iki çocuğuna, oğlu (David Henrie) ve kızına (Lyndsy Fonseca) “Size bir hikâye anlatacağım,” diyor. Anneleriyle nasıl tanıştığının hikâyesi. Dinlemek mecburi, öyle benim canım sıkıldı diye kalkıp gitmek yok. Baştan da uyarıyor: “Uzun bir hikâye.” O anlatırken biz de 2005’e dönüyoruz. Gelecekten bölümler ise bu uzun hikâyeyi renklendiriyor. Carter Bays ve Craig Thomas’ın yarattıkları dizi, başından sonuna kadar 25 yıllık ara ile, geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor ama bizim için “şimdi” olan, Ted’in geçmişi. Oğlu ile kızına hikâyesini anlatan yaşını başını almış Ted’i görmüyoruz, sadece onu konuşan Bob Saget’in sesini duyuyoruz.
Konusu:“How I Met Your Mother”, Ted’e ve onun eşine nasıl âşık olduğuna ilişkin bir komedi. Ted bu aşkın hikâyesini gelecekte, çocuklarına anlatıyor.
27 yaşındaki Manhattan’lı mimar Ted, arkadaş grubuyla kendine küçük bir dünya yaratmış bir genç. Grupları dört kişiden oluşuyor: En iyi arkadaşı, hukuk öğrencisi Marshall (Jason Segel), dokuz yıldır birlikte olduğu anaokulu öğretmeni sevgilisi Lily (Buffy the Vampire Slayer’ın Willow’u Alyson Hannigan) ve kendine özgü fikirleri olan, takım elbise giymekten şaşmayan, kızlarla tanışmak için sağlam bir yöntem geliştirmiş Barney Stenson (Neil Patrick Harris). Onun kalıcı ilişki kurmak gibi kaygıları yok. Tersine, renkten renge koşuyor. Bizim onunla tanıştığımız sıralarda Lübnanlı kızları beğeniyor, bir önceki favorisi yarı Asyalı kızlarmış. Günler böylece akıp giderken, Marshall, anaokulu öğretmeni Lily ile evlenmeye karar verdiğini açıklayınca Ted (Josh Radnor) paniğe kapılıyor. Romantik Ted’in bekâr kalmaya hiç niyeti yok ve eğer gerçek aşkı bulmaya niyeti varsa, onun da harekete geçmesi gerek. Derken Robin Trubotsky (Cobie Smulders) ile tanışıyor ve ilk bakışta âşık olduğunu düşünüyor. Acaba sahiden öyle mi?
Aslında biz diziye, gelecekte, 2030 yılında başlıyoruz. Olgunlaşmış, durulup oturmuş Ted Mosby, iki çocuğuna, oğlu (David Henrie) ve kızına (Lyndsy Fonseca) “Size bir hikâye anlatacağım,” diyor. Anneleriyle nasıl tanıştığının hikâyesi. Dinlemek mecburi, öyle benim canım sıkıldı diye kalkıp gitmek yok. Baştan da uyarıyor: “Uzun bir hikâye.” O anlatırken biz de 2005’e dönüyoruz. Gelecekten bölümler ise bu uzun hikâyeyi renklendiriyor. Carter Bays ve Craig Thomas’ın yarattıkları dizi, başından sonuna kadar 25 yıllık ara ile, geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor ama bizim için “şimdi” olan, Ted’in geçmişi. Oğlu ile kızına hikâyesini anlatan yaşını başını almış Ted’i görmüyoruz, sadece onu konuşan Bob Saget’in sesini duyuyoruz.
Prison Break
Konusu: İnşaat mühendisi olan Michael Scofield (Wentworth Miller) Başkan Yardımcısı'nın kardeşini öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılan ağabeyi Lincoln Burrows'u (Dominic Purcell) kurtarmak için tüm yasal yolların tükendiğini farkedince işi kendisi halletmeye karar verir ve kusursuz bir hapisten kaçış planı hazırlar. Ardından göstermelik bir banka soygunu düzenler ve cezaya çarptırılır. Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River Eyalet Hapishanesi'ne gönderilir. Michael, içeride beklenmedik durumlarla karşılaşır ve ağabeyini kaçırmak için girdiği hapishaneden 7 kişiyi daha kaçırmak zorunda kalır. Bu sırada planlarını hayata geçirmek için revir doktoru Sara Tancredi'yi (Sarah Wayne Callies) ve hapishane müdürü Henry Pope'u kullanır. Bu sırada da Sara'ya aşık olur. Michael'ın kaçış planında azılı gardiyan şefi Brad Bellick (Wade Williams) onun planını zora sokmaktadır.Gerçekten dizi sizi acaip sürüklüyor.Lost ve Prison Break en sevdiğim ilk iki yabancı dizidir diyebilirim.Şu ana kadar birçok yabancı dizi izledim ancak hala bu iki dizinin seviyesine benim fikrimce hiçbirisi ulaşamadı.Gerçekten şiddetle izlemenizi tavsiye ederim..
Lost
Konusu:Dizide uçak kazası ile bir adada mahsur kalan insanların öyküsü anlatılmaktadır. Özellikle her bölümde, bir karakterin geçmişine gidilerek ana senaryo beslenmektedir.
Bu adada mahsur kalan 48 kişi arasında değişik karakterler mevcuttur; bir cerrah, bir iletişim subayı, bir rock yıldızı, bir kanun kaçağı, bir inşaat işçisi, bir dolandırıcı, bir milyoner ve daha birçok enteresan özelliğe sahip insan... Bu insanlar, daha adadaki ilk günlerinde adanın mistik güçlere sahip olduğunu farkederler. Uçak kazasında hayatta kalmayı başarmışlardır, ancak asıl hayatta kalma savaşı şimdi başlamaktadır... Adadakiler, hayatta kalmak için birlik olmanın gerekliliğini henüz çözemeden, bazı kişiler arasında kavgalar çıkmaya başlar. Ama sonradan başlarına gelen trajik olaylar, onları birlik olmaya iten bir sebep olur. Çok geçmeden, adada yalnız olmadıklarını anlarlar. Adaya 16 yıl önce gelmiş birilerinin bıraktığı imdat çağrısını duyarlar. Bütün bu trajik olaylara bir de yeraltına açılan gizemli bir kapı da eklenince, adadakiler için hayat iyice zorlaşır...Gerçekten izlemekten en çok zevk aldığım dizilerden birisi.Ancak bence diziyi gereğinden fazla uzattılar .Ayrıca dizinin sonu birçok kişi tarafından hayal kırıklığı ile sonuçlandı diyebiliirim.Benim en çok sevdiğim yabancı dizilerden ilk ikide .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


